100süz notlar <158> • 30 nisan 2015
scott barry kaufmann ‘yaratıcı kişiler’i tanımlarken, ‘yeni deneyimler ve değişik duygular yaşamayı severler. bu da yaratıcı üretkenliğe yol açan önemli bir öngörü kazanmalarını sağlar’ diyor ve ekliyor ‘yeni deneyimlere açık olmak, yaratıcı başarının en önemli yapı taşıdır.’
değişik bilgiler edinmek, heyecan merakı, farklı duygular yaşamak, hayallere açık olmak gibi birbiriyle bağlantılı deneyimlerden söz ederken, ‘hepsinin ortak noktası, hem iç hem de dış dünyayı zihinsel ve davranışsal açıdan keşfetmek arzusudur’ diyor.
bu gösterişli sözlerden sonra hep aynı saatte, aynı yerde, çoğunlukla aynı yemeği yiyen; okula-işe-eve hep aynı yoldan giden, aynı insanlarla aynı konuları konuşup aynı çözümsüz dertlere hayıflanan insanlardan söz edebilirim. senin çevrende bunlardan yok mu? ha’di canım!.. zorlukla koparabildiği yıllık iznini hep aynı kıyı kentinde, aynı pansiyonda/otelde geçirip her gün (sabah diyemiyorum) aynı saatte kahvaltı edip aynı kumsala giden, aynı saatte birasını açan insanlar yalnızca benim çevremde mi? öküz gibi uyuyup kalan zamanı pinekleyerek geçiren ve tatilden yorgun dönenler yalnızca bana mı denk geliyor sence?
buna karşıt bir biçimde her fırsatı içinde yaşadığı kentin bilinmedik bir bölgesini keşfetmek için kullanan, farklı yemekleri farklı mekanlarda yemeyi seven, boş zamanlarında dalan, tırmanan, uçan insanların varlığını da facebook’tan görüyorum (yedikleri yemekleri paylaşmasalar onlardan daha da övgüyle söz edebilirdim)… arda erdik’in okulu bitirdikten sonra seyrek olarak geldiği reklam atölyesi’ndeki bir söyleşisinde giyilebilir teknolojilerden söz edip ‘erken uygulayıcı olmanın önemi’nden söz ettiğini anımsıyorum.
ne dersin fırat?.. giyilebilir teknolojileri giydik mi?..