100süz notlar <133> • 5 nisan 2015
1998’den 2012’ye kadar geçen dönemde uluslararası reklamcılık derneği (iaa) türkiye bölümü’nün düzenlediği üniversitelerarası reklam yarışması’nın hazırlık dönemlerinde sıkça ettiğim laflardan biriydi bu… öğrenci ajanslarının tasarladığı kimi kampanyalara bunu söyleyerek itiraz ettim… örneğin, genç evliliklerin genç anneliklerin önlenmesine ilişkin kampanyada, bunun hedef kitlede ‘bir sorun olarak algılanmadığı’nı anlatmaya çalıştım… kampanyanın başında, bi’ yerinde bunun suç, günah, yazık bi’ şey olduğunun gösterilmesi gerektiğini aktarmaya çalıştım… değişmeyen fıkra da şuydu:
bir kilise okulunda öğretmen rahibe adaylara bir soru sormuş; ‘denizin ortasında, yanınızda yalnızca bir bıçak varken, size doğru yaklaşan bir korsan gemisi gördünüz. ne yaparsınız?’ aday kızlardan biri ‘bıçağı alır, gemiye atlar, birkaç tanesini doğrardım’ demiş. ilkine oranla biraz daha gerçekçi takılan bir aday ‘bir gemi dolusu azgın herifle başetme şansım olmadığı için kendimi öldürürdüm’ diyerek seçimini belirtmiş. öğretmen bu kez gözlerini daha cilveli görünen kızımıza dikmiş. kız gözlerini iyice açarak çemkirmiş; ‘sorunuzu anladım ört’menim, ama, sorun ne?’
bu söz, yalnızca kamu yararı güden kampanyalar için geçerli değil elbette… üzerinde çalıştığın kampanyaya başlamadan önce, ‘iyi de, sorun ne?’ sorusunu sorar ve doğru yanıtı alırsan, kampanyanın yarısını çözmüşsün demektir. kalanı için de bi’ zahmet artık…
iyi de, sorun ne fırat?