100süz notlar <110> • 14 mart 2015
kaufman ‘yaratıcılık, aslında ihtiyaçlarınızın, arzularınızın ve özgün benliğinizin kişisel bir ifadesi olmaktan başka bir şey değildir’ diye buyurmuş… ha’di hemen pöflemeye başlama lütfen… derin felsefik açıklamalara girmeyeceğim bu notta (hoş diğer notlarda da girmedim ya)…
yaratıcılık üzerine kafa patlatanlar ‘yaratıcı kişilerin doymaz bir merakı vardır’ ve ‘her şeyi sorgularlar’ gibi ahkam keserler çoğu zaman… çevremdeki yaratıcı kişilerde de bu özelliği gözlemişimdir… her şey için ‘ne’ ve ‘nasıl’ soruları vardır; kullanma konusunda da gözleri karadır…
sözü burada yine kaufman alıyor; ‘birçok yazar için insanları gözlemlemek çok önemlidir… bu kişiler insan doğasının tutkulu izleyicileridir.’
sevgili markapala (necdet kara), konuk olarak geldiği bi’ derste, ‘tüm çocuk resimlerinde güneşin nasıl çizildiğini biliriz… çizilen şey aslında güneşe benzemez… peki, ne zaman, ne oldu da birisi ilk kez güneşi öyle çizdi’ diye sormuştu da; verecek cevap bulamadıydık…
yüzüme öyle bakma fırat… gerçekten bilmiyorum; ama, ilk fırsatta sorgulayacağım…
Bir Yorum:
markapala
Sobacı Bey, bu çok çook ilginç bir anı ama hatırladığından biraz farklı.
Günümüzde “Dikenli daire” şeklinde bir çizime ruh sağlığı yerinde olan herhangi birisi GÜNEŞ diyebilir mi? Dikenli daire şeklinde güneşi nerede gördünüz? GRAFİKERLERİN TASARIMCILARIN ATALARI güneşi, dikenli daire şeklinde çizdikleri için bugün SİZ, dikenli daire şekli gördüğünde GÜNEŞ diyor. Yani ben bana verilen tasarlama yetkisine dayanarak çiziyorum “bu güneş” diyorum. Siz kabul ediyorsunuz. Temel eğitimin çoğu şartlama…
Bir eğitim vakfına yaptığım logoya yapılan yorum nedeniyle YETKİLİLERE verdiğim cevaptı. Görüşmek üzere.