070

200lü notlar <70> • 8 eylül 2026

12 yıl önce bu sözü paylaşmışım: “atölye’de iki şeyle baş etmemiz gerekiyor: ‘ben hiçbir şeyim’ ve ‘ben her şeyim!’” (100süz notlar, 32). “ben hiçbir şeyim” diyen yüzlerce öğrencinin aslında ne olduğunu gösterme şansımız oldu; bundan dolayı mutluyum… “ben her şeyim” diyen öğrencilerimizin sayısı çok daha azdı (bundan dolayı da)…

bugünkü 200lü notumuz “ben olmazsam bu kampanya batar”, “ben yoksam bu ajansın kapısına kilit vurulur”, “müşteriyi yalnızca benim deham masada tutuyor” diyerek kendini dünyanın merkezine yerleştiren o devasa kibre sahip az sayıdaki genç iletişimciler için… “ben yoksam her şey biter” diyen onlarcasını gördüm; hepsinin sandalyesi boşaldı, yerlerine yenileri oturdu ve o düzenek küçük aksamalar olsa da dönmeyi sürdürdü.

atalarımızın şu anonim sözü dursun kulağının arkasında: “saat kırıldı diye zaman durmuyor. kimsenin yokluğu kimsenin sonu olmuyor.”

sen o projeden elini çektiğinde dünyanın duracağını, ajansın yas havasına bürüneceğini ve sensiz hiçbir şeyin yürümeyeceğini sanıyorsan, yanılıyorsun be dostum! iletişim dünyası vazgeçilmezlik yanılgısına düşenlerin değil; sistem kuranların, üretenlerin ve emeği kolektif bir ruha dönüştürenlerin alanı… bir saatin pili bitebilir, camı çatlayabilir, çarkı kırılabilir; ama zaman kendi bildiği yolda duraksamadan akmayı sürdürür. kendini o akışın bizzat yaratıcısı sanan bir iletişimci, ilk krizde yerini bir başkasına bıraktığında sadece çevresinde yaratılan o yapay efsanenin yıkıntısı altında kalır.

o yüzden sevgili dostum “ben olmazsam olmaz” putunu kendi ellerinle yık ve bu hastalıklı vazgeçilmezlik yanılsamasından sıyrıl. işini saygıyla, tutkuyla ve yerine gelecek yeni kuşaklara yolu açacak bir alçakgönüllülükle yap ki, günün sonunda yokluğunla gözdağı veren kibirli bir figür değil, varlığıyla değer katan usta biri olarak anılasın!

  • ••

yarın, reklam atölyesi’nin otuzuncu yaşını kutlayacağız sevgili fırat!

#200lünotlar

Yorum ekle: