Yazar ne yazık ki kendi ülkesi Fransa’daki baskısını göremeden ölüyor. Zira Exupery aynı zamanda bir pilot ve 1944’de Fransa’ya geri dönüp Almanlara karşı savaşmaya kalkıyor. Ama daha ilk sortisinde vuruluyor. Yıllar yıllar sonra, 2008’de, onu vuran Alman pilot “önümdeki uçakta yazar Antoine De Saint Exupery olduğunu bilseydim asla ama asla ateş etmezdim” diyerek nedamet getiriyor ama olan olmuş…
“Küçük Prens”, 70 yıl boyunca din kitaplarından sonra dünyada en çok dile çevrilen kitap oluyor. Ülkelerin sadece resmi veya anaakım dillerine değil azınlık dillerine, lehçelerine de çevriliyor. Türkiye’de bile Türkçe’den gayrı Kürtçe (Kurmanci) ve Lazca baskıları yapıldı. Sadece Almanya’da 29 lehçede basıldı inanabiliyor musunuz buna? Bunların 2’si artık kullanılmayan eski Almanca.
Yıldıray Lise 2008’den beri türlü dillerde ve lehçelerde basılmış Küçük Prensleri topluyor.
Bugüne kadar, yaşayan veya ölü 171 dilde ve lehçede Küçük Prens kitabı toplamış. Ama neler neler var! Afrika’da Mali’de konuşulan Bambara dilinde basılmış “zenci” Küçük Prensler mi, Hindistan’da basılmış esmer Küçük Prensler mi… Yapboz olanları, yarım kibrit kutusu kadar olanları, üç boyutlu olanları… Hatta hatta: Uydurma dillerde olanları bile var.
İşte bugünlerde de onun sergisi var Ankara’da Selanik Caddesindeki Tayfa Kitapkafe’de.
Sırf onun için bindim otobüse Ankara’ya gittim Pazar günü. Yolda gider gelirken biraz eziyet çektim ama gittiğime çok memnun oldum.
Harikulade bir bahar günü, ortalık 19 Mayıs’la şenlenmişken bahçede oturup bol bol Küçük Prens konuştuk Yıldıray ve bir başka koleksiyoner Mehmet Sobacı ile… Sobacı hoca daha da ileri düzey koleksiyoner. O her dilin ilk baskılarının peşinde. 680 kitap toplamış şimdiye kadar. Kızı Sılam, babasına doğumgünü için, kendi resimleri ve el yazısıyla bir Küçük Prens bile hazırlamış.
Çok seviyorum ben böyle tatlı delileri. Hele aile boyu olanlar daha da tatlı. Kendim de bir biriktiriciyim ve dünyanın bir başka ucundan bir Küçük Prens geldiği zaman çok mutlu oluyorum. Okuyabildiğim bir alfabe ise illa ki kıyafeti yüzünden keşfi kabul görmeyen Türk astronom bölümünü açık okurum. “1920’de halkını Avrupai tarzda giyinmeleri için ölüm cezasıyla korkutarak zorlayan Türk lider” için diktatör demişler mi dememişler mi merakla bakarım. Şimdiye kadar demeyen bir tek Azericesi oldu…
Veya: Mîh gul xwarî ye?