200lü notlar <78> • 16 eylül 2026
yirmi beşinde masanın başına çöküp omuzlarını düşüren, ruhunu mesai saatlerine teslim edip hafta sonunu yalnızca yatakta ya da koltukta pinekleyerek geçiren ve “hayat çok yorucu be hocam” diye yetmişlik biri gibi iç çeken o erken çökmüş halinden hoşnut musun sevgili dostum? kimler geldi kimler geçti; saçında tek bir ak yokken zihni ununu elemiş eleğini asmış nicesini de gördüm, ak saçına karşın gözleri çakmak çakmak yeni bir el işinin peşinde koşan gerçek delikanlıları da. taş ve ahşap yontan eski yüksekokul ve fakülte sekreterimiz yalçın tarcan’ı, 44 yaşında halkla ilişkileri bırakıp seramik yapmaya başlayan derya öztürk’ü, pekçok el işinin ustası gülgün özyurt önder’i, mozaik yapmakla kalmayıp atölyesini de açan serra hale özkan’ı, kağıt peçetelere çizdiği desenlerle sergi açan zeliş gülay özcan’ı ilk elde sayabilirim (bu liste uzar gider)…
ingiliz devlet adamı william ewart gladstone “insanlar yaşadıkça yaşlandıklarını sanırlar, halbuki yaşamadıkça yaşlanırlar. insan, yaşlı olmaya karar verdiği gün yaşlanır” demiş. yaşlanmayı takvim yapraklarının dökülmesinden ya da nüfus cüzdanındaki doğum tarihinden ibaret mi sanıyorsun? yaşlanmak; merakını kaybettiğin, yeni bir hevesle sabah uyanmadığın, eline bir fırça, bir enstrüman, bir fotoğraf makinesi ya da bir avuç kil alıp dünyayı baştan keşfetme cesaretini yitirdiğin gün başlar! bak o insanlara; kaç yaşına basarsa bassın bahçesinde toprakla boğuşan, ahşap yontan, pul biriktiren, çizgi roman peşinde koşan ya da tuvalin başında sabahlayan o tutkulu ruhlara bak. onlar yaşlanmaz dostum! çünkü bir hobiye, bir tutkuya, yaşamın kendisine sımsıkı sarılan insan; takvimin o acımasız pasına kesinlikle teslim olmaz. bir iletişimciyi diri tutan şey ajans unvanları değil, o mesai bittikten sonra ruhunu doyuran, kendi dünyasında yaktığı o yaratıcı kıvılcımdır.
o yüzden “bu yaştan sonra ne uğraşacağım?” bezginliğini, o genç yaşta üzerine giydiğin emekli memur rehavetini hemen terket dostum! bir tutku bul, zihnini besleyecek bir merakın peşine düş, ellerini kirlet, yeni bir el işine merak sar ve yaşamı iliklerine kadar yaşa ki; yirmisinde zihnen çürüyen bir yaşlı değil, ömrünün her deminde dünyaya aç gözlerle bakan, tutkusuyla sürekli genç kalan gerçek biri olasın!
satchel paige’in “kaç yaşında olduğunu bilmesen kaç yaşında olurdun” sorusunu 100süz notlarda (105) sormuştuk sevgili fırat… anımsadın de’ mi?
#200lünotlar