062

200lü notlar <62> • 31 ağustos 2026

“ömür dediğin üç gündür; dün geldi geçti, yarın meçhuldür. o halde ömür dediğin bir gündür; o da bugündür.” can baba’ya atfedilen bu söz, tam da senin için sevgili fırat! “şu kampanya bi’ bitsin; şu terfiyi bi’ alayım kendime vakit ayıracağım; şu kriz dönemini atlatalım o tatile çıkacağım” diyerek yaşamayı sürekli bir sonraki güne ertelemekten ne zaman vazgeçeceksin? geceni gündüzüne katıp bitmek bilmeyen düzelti ve değişikliklerin, kampanya yetiştirme telaşının ve toplantı fırtınasının arasında takvimden sayfalar bir bir uçarken; gençliğinin, enerjinin ve düşlerinin sessizce eriyip gittiğini ne zaman fark edeceksin?

çinli aksaçlılar “önemli olan hayata yıllar değil, yıllara hayat katmaktır” demiş. sen ömrünü yalnızca teslim tarihlerine yetişmekle, mesai doldurmakla ve takvimde bir yıl daha devirmekle harcarsan; günün sonunda elinde sadece içi boş, kuru bir yorgunluktan başka hiçbir şey kalmaz! iletişimci yaşamın bizzat içinde yaşayan, sokaktan, aşktan, sanattan ve anın coşkusundan beslenen kişidir. yaşamayı unuttuğun, tutkularını rafa kaldırdığın o kupkuru yılların ardından ne yaratıcı bir fikir filizlenir ne de o çok beklediğin mutluluk gelir. şimdi “sonra yaşarım” kolaycılığını ve yaşamını yalnızca mesleki hedeflere ipotek eden kölelik psikolojisini terk et! bugün aldığın o soluğa, geçirdiğin güne anlam kat; düşlediğin şeyleri uzak bir geleceğe değil, tam da bu anın içine cesaretle yerleştir ki, ömrün sadece geçen yılların çetelesi değil, dolu dolu yaşanmış gerçek bir hayat olsun!

#200lünotlar

Yorum ekle: