057

200lü notlar <57> • 26 ağustos 2026

reklam atölyesi’ndeki yarımcalara (karıncanın koza hâli) çalıştıkları konuda akıllarına gelen fikirleri küçük kağıt parçalarına yazıp odalarının bir yerine gerdikleri ipe mandalla tutturmalarını önerirdim eskiden… tuvalette fayanslara tahta kalemiyle yazıp çizmelerini de (fayansı nasıl temizleyebileceklerini bildiğimi, ama derzlerin kirlenmesinin önüne geçmenin yolunu bilmediğimi de aktarırdım)… başta aptalca gibi gelebilecek bir fikir kırıntısının olağanüstü bir fikre dönüşebileceğini yıllar içinde yüzlerce kez gördüm… yazmak ve çizmek bir fikri kayıtlı hâle getirip bir yenisine geçmenin yolu çünkü… “yeni (beyaz) bir sayfa açmanın” yolu…

o yüzden sevgili fırat, elinde viski bardağıyla gökdelenlerin arasından görünen parçalı ufka bakarak kampanya çözmek, çılgın heriflerin anlatıldığı dizilerde görülebilecek bir sahne… kahveni alıp pencere kenarına geçmek, arkaya melankolik bir caz parçası açıp “esin perisi bi’ gelse de şu yüzyılın kampanyasını patlatsam” diye uzakları seyretmek romantik bir tembelliğin göstergesi olabilir… gün boyu sosyal medyada boş boş gezip, defterine tek bir satır yazıp çizmeden, tek bir araştırma raporu okumadan otururken gökten zembille olağanüstü bir fikir ineceğini sanıyorsan; sadece kendini değil, o beklediğin esini de kandırıyorsun.

çağdaş sanatın devi pablo picasso “esin geldiğinde seni çalışırken bulmalı” diyor. sen hiçbir ön hazırlık yapmadan, tüketici içgörüsünü aramadan, brief’i lime lime edip veriler arasında yolculuğa çıkmadan ve defterine onlarca (çöp) fikir karalamadan büyük fikrin doğacağını mı sanıyorsun? esin dediğin şey, yatarak mucize bekleyen tembellerin kapısına (ekmek ve gazetenin yanına) apartman görevlisinin bırakacağı bir şey değil. o ancak gece gündüz dirsek çürüten, zihnini bilgiyle, taslaklarla ve hazırlıkla dolduran bir fikir işçisinin emeğini parlatan son kıvılcım! sen alt yapıyı kurmaz, temeli sağlam kazmazsan, o esin perisi kapıyı çaldığında kimseyi bulamaz, döner gider.

şimdi o “havamda değilim, bugün ilhamım yok” mızmızlıklarını bırak! otur masanın başına, araştırmanı yap, yüzlerce taslağı sağa sola saç ve deliler gibi çalışmaya başla ki; büyük fikir geldiğinde seni pineklerken değil, o ateşi çoktan yakmış, fırını hazırlamış bulsun!

#200lünotlar

Yorum ekle: