200lü notlar <55> • 24 ağustos 2026
özellikle yarışma dönemlerinde ilef öğrencileriyle sıkça yaşadığım bir durumu anlatmak istiyorum bugün… yarışmaya hazırlanan ekibin çözmeye çalıştıkları iletişim sorunu için (çözümü onlar adına ben bulmayayım diye) bir çıkış yolu önermek adına bir örnek veriyorum… çoğu zaman metaforlardan söz ediyorum… örneğin sonunda bir kıvılcımın çakmasını beklerken, sen “hocam ama o örnekteki araba 2018 model miydi, geçen ay o markanın ceo’su değişti yalnız” diye bambaşka bir ayrıntıdan söz ediyorsun! yahu ben sana yaşamın gizini anlatmaya çalışıyorum, sen bana örnekteki görselin pikselinden, anlattığım öyküdeki figüranın çorabının renginden dem vuruyorsun!.. aklıma nasıl mukayyet olayım fırat?
büyük bir olasılıkla bir budist düşünür böylesi bi’ durumda demiş ki; “parmak ayı gösterdiği zaman parmağa değil, aya bakmak gerekir.” ki, bu söz meksika ve zimbabwe’de de bağırlara basılmış diye duydum. “ağaca bakarken ormanı görememek” durumun başka bir anlatımı…
güzel çocu’um; adam sana parmağıyla koca bir gerçeği, gökyüzündeki o ışıl ışıl ‘ay’ı gösteriyor; sen tutmuş hocanın tırnağındaki kire büyüteç tutuyorsun! iletişimci dediğin büyük resmi, ardındaki stratejiyi ve verilmek istenen o asıl mesajı anında sezecek zekâya ve öngörüye sahip olmalı… örneğe takılıp asıl fikri kaçıran bir zihinle, yarın öbür gün bir müşterinin brief’indeki içgörüyü nasıl yakalayacaksın? müşteri sana derdini anlatırken onun şivesine takılıp toplantıyı piç eden bir acemiye mi dönüşeceksin? şimdi o ayrıntılarda boğulan halini bırak; sana işaret edilen o büyük fikre, o parlaklığa odaklan ki, ayrıntılar labirentinde kaybolup gitmek yerine gerçeği kavrayan bir iletişimci olabilesin!
#200lünotlar