200lü notlar <54> • 23 ağustos 2026
dün akşam byyo’dan sınıf arkadaşım ve sevgili eşiyle yemek yedik… ardından meslek yaşamlarımızda iz bırakmış kimi gelişmeler ve araçlardan (teleks, telefoto, ilk bilgisayarlar, araç telefonu, cep telefonu, akıllı cep telefonu vb.) söz ettik… kullandığım ilk kişisel bilgisayar işletim sistemi, sözcük işlemci ve üretilen belgelerin tümünün yer aldığı 744 KB’lık bir disketle çalışıyordu… 😊
1980’lerden bu yana, dünyanın ve iletişim araçlarının nasıl baş döndürücü bir hızla dönüştüğüne bizzat tanıklık ettim. daha yolun başında, “benim kafam bunlara basmaz”, “eski usul stratejiler her zaman yeter” ya da “aman düzenim bozulmasın, bildiğim güvenli sulardan çıkmayayım” diyerek kendi etrafına kalın duvarlar örmeye kalkan (güya) genç iletişimci adaylarına da… yeni bir teknoloji, yeni bir anlatı biçimi ya da ezber bozan bir mecra çıktığında, sırf konfor alanı sarsılmasın diye ona burun kıvırıp kapılarını kapatmaya eğilim gösteren öğrencilerimiz de oldu…
bu çin atasözü onlar için: “değişim rüzgârları eserken akıllılar yel değirmeni yapar, aptallarsa duvar örer.” iletişim dünyası kaskatı duranları, “ben böyle iyiyim” diye direnenleri hiç acımadan süpürüp atan deli dolu bir ırmak gibidir. sen o rüzgârın karşısına duvar ördüğünde rüzgâr durmaz; sadece ilk fırtınada üstüne yıkılır ve tarihin tozlu sayfalarında bir nostalji kırıntısı olarak kalırsın! akıllı bir iletişimci, esen her yeni akımı, her teknolojik sıçramayı arkasına alacak o yel değirmenini inşa eder; o rüzgârı kendi zekâsıyla, kendi üretimiyle birleştirip olağanüstü bir enerjiye dönüştürür.
şimdi o varoluşsal gerekçeleri, “biz böyle gördük” avuntusunu ve değişime karşı ördüğün o uyduruk duvarları hemen yık! merakını keskinleştir, yeni olanı anlamak için çaba göster ve rüzgârı karşına değil yanına al… al ki o fırtınanın altında ezilip kalmak yerine, yel değirmenini döndürüp geleceğin iletişimini bizzat sen tasarlayasın!
#200lünotlar