034

200lü notlar <34> • 3 Ağustos 2026

sayfalar dolusu “kahramanımız sabah uyandı, esnedi, kahvesini koydu, pencereden dışarı baktı” sıkıcılığıyla seyircinin ya da okurun canını okuyan o hevesli halini derhal bir kenara bırak! senaryonu bir memur mesaisi gibi “sekizde girip beşte çıkarım” mantığıyla yazabileceğini sanıyorsan, daha ilk sayfada o senaryonun çöpe gideceğini garanti ederim. oyun yazarlığının ve senaryo tekniğinin o altın kuralını zihnine kazı: “(sahneye) geç gir, erken çık.” yani izleyiciyi olayın tam ortasına, çatışmanın tam göbeğine pat diye atacak; muhabbet biter bitmez de arkana bile bakmadan o sahneyi terk edeceksin! fransız sanat filmi yapmıyorsan kimse senin karakterinin salona yürüyüşünü, kapıyı açışını ya da havadan sudan laklak etmesini beklemek zorunda değil. o “ama buralar karakteri tanıtmak için çok önemliydi” savunmalarını bir kenara at; laf kalabalığını, sünmüş girişleri ve uzatılmış vedaları acımasızca buda! aksiyonun ateşlendiği an sahneye dal, vuracağını vur, gizemini bırak ve izleyici “keşke biraz daha sürseydi” derken neşterle keser gibi sahneden çık; çık ki yazdığın o hikaye sürünmesin, tutkuyla akıp gitsin! #200lünotlar

Paylaş:

Yorum ekle: