200lü notlar <31> • 31 temmuz 2026
müşteriden gelen “harikasın!”, yaratıcı yönetmenden kapılan o anlık “aferin” ya da linkedin’de patlayan üç beş alkış ikonuyla özgüven pompalamayı alışkanlık haline getirdiysen, geçmiş olsun; o kibir balonu ilk sert darbede patlar! bütün gününü başkalarının takdirini kazanmak, ajans koridorlarında onaylanma dilenmek ve “galiba beni çok sevdiler” düşleriyle geçirmeyi bırak. street cat bob’ın yazarı james bowen’ın sözünü monitörünün tam köşesine yapıştır: “mutluluk, başkalarının seni sevmesiyle değil, senin kendini sevmenle ilgilidir.” müşteri o çok güvendiğin fikri çöpe attığında, kurgu masasında uykusuz kaldığında ya da ajans başkanı attığın sloganı “olmamış bu” diye kestirip attığında çökecek misin yani? iletişim dünyasının o kaypak sevgisine sırtını yaslarsan, ilk fırtınada tepetaklak olursun. kendi yazdığın metnin, kurduğun stratejinin ya da tasarladığın kadrajın arkasında önce sen dimdik duracaksın; kendi fikrini önce sen seveceksin! şimdi o “herkes beni çok sevsin, herkes fikrime bayılsın” naifliğini bir kenara at; bilgisayarın başına geç, kendi işini önce sen sev ve yeteneğine saygı duy ki, sektörün o değişken sevgisi olmadan da pırıl pırıl parlayabilesin! #200lünotlar