030

200lü notlar <30> • 30 temmuz 2026

bilgisayarın başına geçip tek celsede, tereyağından kıl çeker gibi efsanevi bir senaryo ya da kristal elma garantili bir reklam metni yazacağını sanan o naif kreatif romantizmini bir kenara bırak! “ilk taslakta dünyayı kurtardım” edasıyla yazdığın o ilham fırtınasının aslında buram buram mantık hataları ve sarkan diyaloglarla dolu olduğunu ne zaman kabulleneceksin? dahi yönetmen paul thomas anderson’ın o kulaklara küpe, iç yağları eriten sözünü masanın üstüne kazı: “senaryo yazmak ütü yapmak gibidir. önce biraz ilerlersin, sonra dönüp kırışıklıkları giderirsin.” iki paragraf yazıp hemen “oldu bu iş!” diyerek kahve molasına kaçamazsın; o metni defalarca başa saracak, tıkandığın yerleri buharı basar gibi tekrar tekrar düzeltecek, o kıvrım kıvrım olmuş vizyonsuz cümleleri ütüleyip jilet gibi yapacaksın! yazarlık, ilk fırça darbesinde şaheser yaratmak değil; o kırışık, ham fikirlerin üzerinde bıkmadan, usanmadan düzeltme presi uygulamaktır. şimdi o “beni revizeyle yorma” kib’rini fırlat at; al kalemi eline, o cüretkar fikrini baştan sona tekrar tara ve o kırışıklıkları tek tek düzelterek jilet gibi bir metin çıkar ortaya! #200lünotlar

Paylaş:

Yorum ekle: